Nevşehirli Damat İbrahim Paşa

Nevşehirli Damat İbrahim Paşa

Eski adı Muşkara olan Nevşehir'de doğmuştur. Babası sipahilerden İzdin (Zeytin) voyvodası Ali ağa'dır. İbrahim, köyünden kalkıp hemşehri ve akrabalarını ziyaret ile iş bulmak için İstanbul'a gelmiş ve akrabasından eski saray masraf kâtibi Mustafa Efendi'nin delaletiyle 1100 H. - 1689 M. senesinde evvelâ sarayın helvacı ocağına ve daha sonra eski saray baltacıları ocağına kaydolunmuştur.

İbrahim Efendi, baltacılar ocağı vakıflarına kâtib olup az zaman sonra da Darüssaade ağası yazıcı halifesi olarak pâdişâhın bulunduğu Edirne'ye gitmiştir.

İbrahim Efendi, bu hizmette bulunduğu sırada Şehzade Ahmet'e (III. Ahmet) intisap edip şehzadenin mükâtebelerinde ve görüşmelerinde mahremi olup onun hükümdarlığını müteakib de Darüssaade ağası yazıcılığına tâyin edilmiştir (1115 H. -1703 M.)

İbrahim Efendi bu hizmette iken pâdişâhın kendisine itimat ve teveccühü artarak devlet işleri hakkında mütaleası alınmaya başlanmış ve fikirleri padişahın kabulüne mazhar olduğundan şöhreti artmış ve vezirlik verilmek istenmişse de kabul etmemiştir.

Çorlulu Ali Paşa, sadrâzam olduktan sonra İbrahim Efendi'nin perde arkasındaki nüfuzunu çekemeyerek haremeyn muhasebeciliği ile kendisini yakından uzaklaştırdıktan başka orada da tutmayarak bir vesile bulup mallarına el koydurduktan sonra Edirne'ye sürgün ettirmiştir.

Sadrâzam Damat (Şehid) Ali Paşa 1127 H. - 1715 M. de Mora seferine giderken İbrahim Efendi'ye mevkufatçılık vererek beraberinde sefere götürüp Mora'nın istirdadından sonra oranın tahrir işine memur eylemiştir.

Damat Ali Paşa'nın İbrahim Efendi'ye karşı olan teveccühü ve onu kendisine mahrem yapması vezir-i âzamın kethüdası İbrahim Ağa'nın hasedini tahrik ettiğinden, bu zat Mora'ya hareketinden itibaren mevkufatçı efendiyi pek müşkil ve mesuliyetli işlere sevketmişti. Hattâ Mora'nın tahririnden sonra kethüdanın teşvikiyle İbrahim Efendi yeni zabt edilen Istendil ve Çuha adalarının tahrirlerine de memur edilmiştir.

İbrahim Efendi 1128-1716 Avusturya muharebesinde mevkufatçılık üzerinde kalmak üzere Niş defterdarlığına tâyin olunarak İstanbul'dan Belgrat'a kadar olan zahirenin hazırlanması, köprülerin tamiri, ordu levazımının tedariki ve Vidin'den Niş'e nakli lâzım gelen top ve cephanenin şevki işi kendisine verildi.

Ordunun Niş'e gelmesi üzerine serdar-ı ekremin maiyetiyle beraberce gidip Varadin muharebesinde bulundu; mağlûbiyeti müteakip vaziyeti pâdişâha arzetmek üzere bir arize ile ordu tarafından Edirne'ye gönderildi.

III. Ahmet, îtimad ettiği İbrahim Efendi'yi tekrar orduya göndermeyerek yanında alıkoyup evvelâ birinci ruznameci ve arkasından birinci mirahur yaparak birkaç gün sonra da sadaret kaymakamlığına tâyin eyledi (16 Şevval 1128 - 3 Ekim 1716).

İbrahim Paşa 6 Rebiulevvel 1129-18 Şubat 1717 de Şehit Ali Paşa'dan kalan III. Ahmet'in kızı Fatma Sultan'la nikahlanarak damat oldu. Bu tarihte Fatma Sultan on dört ve İbrahim Paşa ise takriben elli ile altmış yaşları arasında idi.

İbrahim Paşa'nın tesiriyle bu sırada Avusturya ile barış yapılması kararı verildiğinden sadrâzam ve serdar-ı ekrem Tevkii Mehmed Paşa'nın yerine 9 Cemaziyelâhır 1130-10 Mayıs 1718 de sadrâzam olarak Avusturya ile Pasarofça antlaşması nı imzaladı ve bu arada Venedik ile de sulh yapıldı.

İbrahim Paşa'nın on üç sene sürmüş olan sadareti zamanındaki İran muharebeleri Lâle ve Çırağan, Sadabad ve diğer mesirelerdeki eğlenceleri, helva sohbetleri, ilk matbaanın tesisi ve sanayi müesseseleri kurması gibi sair icraatı vardır.

1143 Rebiulevvel-1730 Eylülde sabık İstanbul kadısı Zülâli Hasan Efendi ile Ayasofya, vâizi İspirizâde'nin perde arkasından hazırladıkları Patrona Halil isyanında İbrahim Paşa ve damatları Merzifonlı Kara Mustafa Paşa'nın torunu kaptan-ı derya Kaymak Mustafa Paşa ile kethüda Mehmet Paşa, pâdişâhın hemşiresi Hatice Sultan'ın teşvikiyle tahtını kurtarmak isteyen III. Ahmet'in emriyle boğularak Alayköşkü tarafındaki duvardan cesetleri sarayın dışına âsilerin önüne atılmıştır. Bir araba ile Sultanahmet meydanına nakli emrolunarak ihtilâlciler tarafından parça parça edilen İbrahim Paşa'nın cesedinin bulabildiği kadar parçalarını, sabık Haleb kadısı Şakir bey para mukabilinde gizlice toplattırarak geceleyin Şehzâdebaşı'ndaki sebili yanına defnettirmişti ve diğer parçalar da Süleymaniye'de Kirazlımescit sokağında Süleymaniye Darüşşifası önüne çıkarken Nevruz Kadın Mektebi yanında defterdar Şemseddin Çelebi türbesi karşısında damadı ile beraber kerimesinin konağının bahçesine defnedilmişlerdir. İbrahim Paşa vefatında yaşı yetmişe yaklaşmıştı.

Bir kazadır geldi Vehbi yaz heman tarihini
Kâbe-i kurb ola İbrahim Paşa menzili

tarih beyti Seyyid Vehbî 'nindir. Hasis olan damadı Mehmet Paşa'nın katlinde 16 bin altı yüz on altı kese nakdi çıkmıştır (Top. Ar. No 532).
Damat İbrahim Paşa sadaretinde başını batıya çeviren Osmanlı hükümeti, Avrupa'nın sanat ve kültüründen istifade etmek üzere kendisine küçük de olsa bir pencere açmaya muvaffak olmuştur.

İbrahim Paşa devlet işlerinde vukuflu, düşünceli, kiyaset sahibi, mutedil, kadirşinas, kabiliyetli insanları ileri çeken bir hükümet reisi idi. Pâdişâhın en yüksek teveccühünü kazanmakla ve bütün işleri eline almakla şımarmamış, kendisine fenalık yapmış olanlardan bir kısmına yardım elini uzatarak onları utandırmıştır.

Bir taraftan Çırağan ve helva sohbetleri, şuara meclisleri, musiki âlemleri ile zamanını geçirdiği, diğer taraftan ulemayı himaye ve ilmî eserleri tercüme ettirmek, kültür hareketlerini yaymak için matbaa tesis etmek, millî sanayii himaye etmek gibi hizmetleri de ihmal etmemiştir. Seleflerinden ne Sokullu Mehmet Paşa ne de Köprülü Fazıl Ahmet Paşa ayarında siyaset ve askerî işlerde mühim rol oynamamıştı. Aynı zamanda selâbet ve metanette de onlar kadar değildi; fakat faal ve teşkilâtçı idi.

İran'da seyahat etmiş olan Lehli misyoner Krusinski'nin İran - Afgan muharebesine dair olan eserini, İbrahim Müteferrika, Tarih-i Seyyah adıyla Damat İbrahim Paşa için Türkçeye çevirmiş olup ilk matbaada basılmıştır.

İbrahim Paşa'nın yalısı Beşiktaş'ta Çırağan mevkiinde Mevlevihane'ye bitişik olup III. Ahmet sık sık buraya gelip eğlenirdi.

Damat İbrahim Paşa, zevcesi Fatma Sultanla müşterek olarak İstanbul'da Şehzade Camii yakınında dershane (Darül-hadis) ile talebeye mahsus odalar, sebil, kütüphane ve çeşme gibi hayırlı tesisler vücuda getirmiştir. Bu tesisler 14 Receb 1132 — 22 Mayıs 1720 de tamamlanarak merasimle açılış töreni yapılmıştır.

Yine İstanbul'da yeni postahane arkasındaki Acımusluk sokağına çıkan yokuşun başında Damat İbrahim Paşa'nın 1131 H. - 1719 M. tarihli Darülhadis, mektep ve sebili vardır. Ortaköy Camii'nin önündeki çeşme, Üsküdar'da Şemsi Paşa semtinde Husrevağa Camii önünde bulunan 1143 H. - 1730 M. tarihli çeşme ile yine Üsküdar'da Malatyalı Camii yakınındaki 1141 H.-1128 M. tarihli çeşme, Çubuklu Camii yakınındaki Mesire Çeşmesi de İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Damat İbrahim Paşa'nın yaptırmış olduğu tesislerden en mühimmi, kendisinin doğmuş olduğu ve evvelce Muşkara adlı bir köy iken sonra imar ederek şehir haline koyduğu Nevşehir kasabasındadır. İbrahim Paşa'nın eski adıyla Muşkara ve yeni adıyla Nevşehir olan buradaki tesislerinin yapılmasına 1130 Cemaziyelâhır 1718 Mayısta başlanmıştır. Damat İbrahim Paşa'nın Ürgüp kasabasında da on kadar çeşmesi vardı. İzmir'de deniz kenarında Mısır Çarşısı adı verilen bir çarşı da İbrahim Paşa'ya aitti.

Damat İbrahim Paşa'nın ilk refikasından olan oğlu Genç Mehmet Paşa, 1136 H. - 1723 M. de III. Ahmet'in kerimesi Atike Sultan'la nişanlanarak vezir olmuş ve bir buçuk ay sonra da nikâhı yapılmıştır. Mehmet Paşa babasının vakfına mütevelli olmuş ve 1183 H. - 1769 M.'da vefat ederek pederinin yanına defnedilmiştir. III. Ahmet'in damadı olan bu genç Mehmed Paşa'nın da İbrahim adında bir oğlu vardı. Damat İbrahim Paşa sülalesi son zamanlara kadar gelmiştir. Bunlardan Hayri Bey isminde bir zatın Güvahı dil isimli bir divanı ve Farsça kavaide dair Levhatü'l kavaid ve lügate dair öbj Zeban ve âdaba dair de Âdabü's süluk ve Adabü'l üdebâ isimlerinde eserleri vardır.

Damat İbrahim Paşa güzel yazı yazanlardandı, eski yazılarımızdan olan sülüs ve nesih yazısını evvelâ meşhur hattat Hafız Osman'dan ve onun vefatından sonra da ressam ve hattat Ömer Efendi'den yazmıştır. Ara sıra şiirde söylerdi. III. Ahmet'e minnettarlığını gösteren aşağıdaki kıta Damat İbrahim Paşa'nındır:
Nigâhı iltifatın mâyedarı izzü şan oldu
Hitabı müstetâbın ruh bahşı cismü can oldu
Aceb mi kılsan ihya makdemi lûtfunla hünkârım
Kulun bir zerreyim zatın bana mihr-i cihan oldu

Tahriratında da kalemi güzel ve ifadesi dolgundu. Bağdad valisi meşhur Hasan Paşazade Ahmed Paşa'ya gönderdiği tahrirat bizzat kendi kaleminden çıkmış olup bundaki mütaleası bir hükümet başkanına yakışacak üslûpta olgundur.

Yorum Yaz