Kıbrıs Adasının Alınması

Kıbrıs Adasının Alınması

Sayfadaki Başlıklar

Kıbrıs'ın Kısa Tarihi
Venedik İdaresinde Kıbrıs
Kıbrıs'ın Önemi ve Osmanlılar
Venedik'in Müttefikleri
Müttefiklerin Donanma Mevcudu Ve Çalışmaları
Kıbrıs'ın Alınması
Magosa'nın Alınması

Kıbrıs'ın Kısa Tarihi

Kıbrıs adası Bizans'a tâbi iken Milâdi 648 veya 649'da ilk defa Müslümanların istilâsına uğramış ve vergiye bağlanmıştı. Daha sonraları vergilerini vermemesinden dolayı da, Abbasî halifesi Harun Reşid tarafından işgal olunmuş ise de Bizans imparatoru Nikefor Fokas 760 senesinde adayı geri almağa muvaffak olmuştu.

Kıbrıs adası, Haçlı seferleri esnasında İngiliz kralı Arslanyürekli Rişar tarafından Bizanslılardan alınarak Gui de Lusignan'a verildi (1192) ve bu tarihten itibaren onun soyu elinde kaldı; bir aralık Ceneviz ve daha sonra Venediklilerin nüfuzu altına düştü ve 1489'da tamamen Venediklilerin idaresi altına girdi.

Lusignan ailesi zamanında Kıbrıs krallığının donanması vardı ve bu donanma Anadolu ve Suriye sahillerini tehditten geri kalmazdı; hattâ bir aralık Kıbrıs kralı Piyer zamanında ve 1366'da İskenderiye bile kısa bir zaman için bu krallığın işgaline uğramıştı; fakat daha sonraları Akdeniz’deki Müslüman gemilerine rahat vermeyen Kıbrıs gemileri yüzünden Memlûk sultanı Melik Eşref Barsbay 829 H./1426 M.'de adaya taarruz ederek Kral Jak'ı esir eylemiş ve bu krallığı senede sekiz bin duka altını vergiye bağlamıştı.

Bu Lüzinyan ailesinin son zamanlarında Kıbrıs adası, sahillerinde yerleşmiş olan Ceneviz ve Venediklilerden ikincisinin eline geçti; Venedikliler muhtelif şekildeki entrikaları neticesinde 1484'te Venedik'e giden Kral II. Jak ile evlenerek kocasıyla çocuğunun ölümünden sonra son Kıbrıs hükümdarı olan Venedikli Katerin'in krallık hukukundan feragat ettirilmesi üzerine Kıbrıs adası doğrudan doğruya Venedik Cumhuriyeti'ne geçmiş ve bir meclisle idare olunmuştur (1489).


Venedik İdaresinde Kıbrıs

Venedikliler bu suretle adayı idareleri altına aldıktan sonra Memlûk devletiyle hoş geçinmek için Kıbrıs krallığının Memlûklere vermekte oldukları vergiyi kabul etmişler ve daha sonra bu vergiyi Memlûklerin yerine geçen Osmanlılara da vermişlerdir; hattâ Yavuz Sultan Selim Mısır'ı işgal ettikten sonra daha Kahire'de bulunduğu sırada Kıbrıs adası haracını istemek için dört kayıkla Silahdarlar kethüdası Ali Ağa'yı adaya yollamıştı.

1521'de Rodos adasının Osmanlılar tarafından zabtı Venediklileri fevkalâde telâşa düşürmüş, bundan sonra da sıra Kıbrıs'a geldi zannıyla adayı tahkime başlamışlardı; fakat Osmanlı hükümeti başka sahalarda meşgul olduğundan Venediklilerin korktuğu olmadı. Osmanlı sarayı Kıbrıs beylerinden zaman zaman av için adada yetişen doğanlardan istiyordu.


Kıbrıs'ın Önemi ve Osmanlılar

Osmanlı devleti Suriye ve Mısır'ı alıp Kuzey Afrika'nın en mâmur kısmına sahip olduktan sonra yol üzerinde bulunan ve korsan gemilerine sığınak olan Girit adasıyla Suriye ve Anadolu sahillerine pek yakın bulunan, tüccar ve sair gelip geçen gemilere rahat vermeyen Kıbrıs adasının elde edilmesi zaruret halini almıştı.

Venedik cumhuriyeti bazı olaylardan kuşkulanarak her ihtimale karşı kendisine Avrupa'dan yardımcı aramakta idi; filhakika cumhuriyet, tahmininde aldanmamıştı; çünkü Osmanlı hükümeti Zigetvar’ın zabtından sonra
Avusturya ile sekiz senelik bir anlaşma yapmış olduğu gibi İran devletiyle de dostça ilişkilerde bulunuyordu; bu sebepten cumhuriyet, çıkabilecek bir fırtınanın kendi başından geçeceğini bazı emarelerden anlamıştı.

İkinci Sultan Selim, en küçük ihtimalleri düşünen Vezir-i âzam Sokullu Mehmed Paşa'nın mütalaası hilâfına olarak Sokullu'ya aleyhdar olan Lala Mustafa Paşa ve Yahudi Yasef Nasi'nin teşvikleri ve Müftü Ebussuûd Efendi'nin fetvası üzerine şarabı ile de meşhur olan Kıbrıs'ın alınmasına karar verdi. Venedik cumhuriyetini kuşkulandırmamak için eski anlaşma yenilenmiş olmakla beraber cumhuriyet çok sayıda vasıtalarıyla işi anlamakta gecikmedi; İstanbul’da bulunan Venedik elçisi Barbaro, Kıbrıs'a karşı yapılacak bir seferin önüne geçmek için her çareye başvurdu ise de muvaffak olamadı.


Venedik'in Müttefikleri

Kıbrıs'ın işgalinin önüne geçemeyeceğini anlayan cumhuriyet, Papa'ya başvurarak onun delaletiyle Avrupa'nın büyük devletlerine müracaat etti; Türklerle yakın bir zamanda anlaşma imzalayan İmparator Maksimilyan, aynı zamanda Floransa dukasına Büyük Duka unvanını vermesinden dolayı Papa'ya gücenmiş olduğu için bu müracaata ehemmiyet vermedi. Fransa kralı IX. Şarl ise Osmanlılarla iyi devam eden ilişkileri sayesinde hem siyaset ve hem de ticarette elde ettiği mevkii düşünerek Papa'nın müracaatını reddettiği gibi Papanın kardeşi olan Kardinal'in gerek kendisine ve gerek Alman imparatoru ve Alman beylerine olan müracaatını ve kendisinin Alman beylerini ne suretle ikna eylediğini ve Türk dostluğuna sadık kaldığını elçisi vasıtasıyla Osmanlı hükümetine bildirdi. İran devletine yapılan müracaat da sonuçsuz kaldı; çünkü Osmanlı hükümeti İran'dan Şahkulu Han'ın riyaseti altında gelen sefaret heyeti ile anlaşarak aradaki ihtilâfı kaldırmıştı.

Bu faaliyet neticesinde İspanya kralı, ikinci müttefikleri Filip, Papa ve Malta şövalyeleri ile Venedik arasında bir ittifak vücûda geldi. Bu vaziyet yâni ittifak ve İspanya'nın yüz kadırga ile harbe katılacağı, Dubrovnik (Raguza) cumhuriyeti tarafından Osmanlı hükümetine bildirilmişti. Bunun üzerine Osmanlı devleti Bosna eyaletinin güneybatısındaki Kilis ve Hersek'te hudutlarını tahkim için oradaki sancakbeylerine emir verdiği gibi donanmanın da miktarının arttırılması için kaptan paşaya hüküm göndermişti.

Müttefikler donanması aralarındaki karar mucibince Girit’in Suda limanında birleşeceklerdi. Filhakika 1570 senesi mayısında (977 Zilhicce) Venedik donanması Suda limanına geldiyse de diğerleri geç kalmışlardı. Bu sırada Osmanlılar Kıbrıs'a, taarruz etmişlerdi. Müttefikler ancak aynı sene ağustosunun (978 Rebîulevvel) yirmi birinde birleşebilmişlerdi.


Müttefiklerin Donanma Mevcudu Ve Çalışmaları

Müttefiklerin donanma miktarı muhtelif kısımlardan 206 gemi ile 1300 top, on altı bin asker ile 36 bin gemici ve kürekçi idi. Bunlar 1570 senesi eylülünün on üçünde Suda limanından kalkarak Eylül'ün yirmi ikisinde Meyis adası
önüne kadar geldilerse de orada fırtınaya tutuldular. İleri giden keşif gemileri Kıbrıs adasının merkezi olan Lefkoşe'nin zabt edilmiş olduğu haberini getirdiler.

Bunun üzerine deniz mevsiminin geçmesi ve donanmanın fırtınadan hasara uğraması sebebiyle müttefikler harbe cesaret edemeyerek Rodos'un Knavye burnunda Ayoluki köyünden yirmi beş esir aldıktan sonra Suda limanına dönerek muharebeyi gelecek seneye bıraktılar.


Kıbrıs'ın Alınması

Kıbrıs adasının Trablusşam, İskenderun, Mersin ve İçel sahillerine yakın olması dolayısıyla adanın, Akdeniz'in doğusuna sahip olan Osmanlılara geçmesi pek tabiî görülüyordu. Çünkü her sene Mısır'dan ve Suriye sahillerinden İstanbul'a giden ve dönen gemiler Malta ve Venedik korsanlarının taarruzlarına uğruyordu; bundan başka havanın muhalefeti sebebiyle Kıbrıs'a düşen tüccar gemilerinin eşyaları müsadere olunuyordu. Devletçe bu halden şikâyet edilince bu tecavüzü yapanların Mesina ve Malta korsan gemileri olduğu cevabı veriliyordu.

977 Zilhicce / 1570 Mayıs’ta 180 kadırga, 10 mavna, 170 barca ile Karamürsel denilen daha küçük deniz vasıtasından yani üç yüz altmış parçadan meydana gelen Osmanlı donanması, Kaptan-ı derya Müezzinzade Ali Paşa kumandasında olarak İstanbul'dan Kıbrıs'a hareket etti. Adanın zabtına vezir Lala Mustafa Paşa serdar tayin edilip denizdeki donanma faaliyetine de tecrübesine binaen II. Selim'in kızının kocası Vezir Piyale Paşa memur edildi. Boğazdan çıkıldıktan sonra donanmaya yüz kadar levent gemileri de katııldı. Karadan sevk edilen Anadolu tımarlı sipahileri, tahsis edilen gemilerle Fenike limanından adaya geçirildi (978 Muharrem / 1570 Temmuz) ve bunlar dahilde adanın merkezi olan Lefkoşe üzerine sevkedildiler. Donanmadan çıkan Kapıkulu ocaklarının da eklenmesiyle Serdar Lala Mustafa Paşa elli bir gün muhasaradan sonra Lefkoşe'yi aldı (8 Rebîulâhır 978 / 9 Eylül 1570). Daha yukarıda söylediğimiz gibi bu sırada müttefik donanması Meyis adası önüne kadar gelmiş ise de Lefkoşe'nin alındığını haber alarak dönmüştü.

Lefkoşe'nin zabtından sonra adanın doğusundaki Magosa (Famagosta)'dan sonra diğer mühim Kıbrıs şehirleri teslim oldular. Piyale Paşa, düşmanın âni baskınına mani olmak için Rodos açıklarında bulunuyordu. Bu sırada adanın en mühim ve müstahkem şehri olan Magosa muhasara edildi (1570 Ekim ayı ortaları). Denizden de yardım gören bu mevkiin düşmeyeceği zannolunmuştu. Magosa denizden de abluka olundu; kışın gelmesi üzerine Piyale Paşa, Rodos beyi Arap Ahmed Bey kumandasında kırk kadar kadırga bıraktıktan sonra Magosa limanından ayrıldı; adada yalnız Serdar Lala Mustafa Paşa kaldı.


Magosa'nın Alınması

Kale, denizden iyice baskı altına alınamadığından dolayı Venediklilerden yardım görüyordu. Bunun üzerine İstanbul'dan Kaptan-ı derya Müezzinzade Ali Paşa kumandasıyla acele kuvvet ve donanma yollandığı gibi asıl mühim bir donanma da Pertev Paşa serdarlığıyla Akdeniz’e çıkarıldı.

Lala Mustafa Paşa yardım kuvveti aldıktan sonra Magosa'yı iyice sıkıştırdı ve nihayet kale kumandanı Bragadino, 1571 Ağustosunun 4'ünde beş maddelik anlaşma ile bir sene muhasaradan sonra kaleyi teslim etti; Magosa kalesinde yedi yüz altmış top ile dört bin cenkçi asker elde edildi. Kıbrıs derhal tahrir olunup beylerbeyiliğine Avlonya sancakbeyi Muzaffer Paşa tâyin olundu ve münasip miktar kuvvet, cephane konuldu ve bir eyâlet îtibar edilen Kıbrıs'a Tarsus, Alâiye ve İçel sancakları eklendiği gibi aynı zamanda adaya Anadolu'dan göçmen naklolundu; hattâ daha sonraki senelerde adanın îman için göçmen nakli daha müsait şartlarla yapıldı. Bundan sonra Kaptan Paşa, Anadolu sahilinden adaya icabında asker nakli için bir miktar kuvvet bıraktıktan sonra Serdar Pertev Paşa ile birleşmek üzere Kıbrıs'tan ayrıldı ve Rodos civarında onunla birleşti.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !