II. Kosova Savaşı

II. Kosova Savaşı

Jan Hunyad’ın Yeni Bir Haçlı Seferi

Osmanlı hükümeti İskender Bey'in ayaklandırdığı Arnavutları yola getirmek için uğraşıyordu. II. Murat, bizzat İskender'in merkezi olan Kroya (Akçahisar)'yı muhasara ettiği sırada Jan Hunyad'ın hududu geçmek üzere olduğunu, gerek Vidin sancak beyinden ve gerek Sırp despotundan aldığı haberlerle öğrenmiş olduğundan muhasarayı kaldırıp dönmüştü. Jan Hunyad, Albert'in oğlu küçük Ladislas'a naip olmuş ve bütün işleri eline almıştı; Varna mağlûbiyetinin lekesini silmek istiyordu. Jan Hunyad Macarlardan başka Eflâk, Polonya, Erdel'den ve Almanya'dan da kuvvet toplamıştı.


Jan Hunyad'ın Hududu Geçmesi

Jan Hunyad, Macarlardan müteşekkil yirmi beş bin kişilik kuvvetinden başka Eflâk, Bohemya, Polonya'dan ve Almanlardan aldığı toplamı doksan bin kişilik bir ordu ile kendisiyle beraber olmayan Sırbistan'ı işgal eyleyerek yürüdü; Arnavutluk beyi İskender de kendisine kuvvet göndermeği vadetmişti.

Sultan Murad, Hunyad'ın, Tuna'yı geçmek üzere olduğunu haber aldıktan sonra süratle Arnavutluktan çıkarak Sofya'ya, gelmiş ve orduyu terhis etmeyerek tımarlı sipahilere memleketlerinden harçlık getirmek üzere harçlıkçılar tâyin edip Sofya'da oturmuştu. Jan Hunyad, Sırbistan'dan çıkarak Osmanlı topraklarına girdikten sonra 852 Şevval /1448 Ekim ayı ortalarında Kosova’ya geldi. Onu müteakip seksen, yüz bin kişilik bir kuvvetle de Sultan Murad yetişti. Osmanlı ordusunda anlaşma mucibince Karamanoğlu'nun göndermiş olduğu yardımcı kuvvetler de vardı.

Sultan II. Murad, muharebeden evvel Jan Hunyad'la bir anlaşma ile barış yapmak üzere bir elçi gönderdiyse de teklifi kabul edilmediğinden elçi döndü. İki ordu karşılıklı olarak bir gün bir gece durdular; hücumdan evvel top, tüfek ve oklarla bulundukları mahalde muharebe yaptılar.

II. Murad'la bu savaşta hudud akıncı kumandanı olarak eski kumandanların yetişmiş oğulları yani İshak Bey oğlu İsa, Paşa Yiğit oğlu Turahan; Mihaloğlu Hızır Beyler bulunuyorlardı. Varna muharebesi’ndeki durumdan ders alınarak ordunun gerisi ağırlıklarla doldurulup seyis ve uşak takımından olan kişiler silâhlandırılıp üzerlerine de Saruca Paşa'nın kardeşi Sinan Bey tâyin edildi.

Muharebe 1448 Ekim ayının 17, 18, 19’uncu günü olmak üzere üç gün sürdü. Muharebe Jan Hunyad'ın hücumuyla başladı; ordu çavuşları yüksek sesle ve heyecana getirici sözlerle askeri tahrik edip ve cesaretlendiriyorlardı. Osmanlı ordusu adet olduğu üzere sağ ve sol ve merkez kolundan mürekkepti. Düşmanın sağ kolunda Macarlar, Sicilyalılar ve sol kolda da Alman, Bohemya, Transilvanya ve bunların arasında Ulah (Eflâk) kuvvetleri bulunuyorlardı.


Üç Gün Süren Savaş

Hunyad, Varna muharebesinin kaybedilmesine Ladislas'ın heyecana kapılarak Sultan Murad'ın merkez koluna hücum etmesinin sebep olduğunu bildiğinden ve bu defa ise kumanda kendi elinde olduğundan galip geleceğinden emindi. Haçlı ordusunda I. Murad'ın oğlu olup babası Savcı Bey'in katlinden sonra kaçmağa muvaffak olan Davud isminde bir şahıs da vardı.

Muharebenin birinci günü (17 Ekim) hafif silâhlı askerler arasındaki muharebe eşit şartlar altında devam etti. Jan Hunyad, kuvvetlerine güvendiği için Osmanlı ordusunun ikinci günü muharebeyi müteakip çekileceklerini zannetmişti. Asıl hücum ikinci günü öğle vakti başladı ve o gün akşama kadar devam etti ise de iki taraftan hiç biri üstün gelemedi. Savcı'nın oğlu Davud'un tavsiyesiyle gece yarısı Osmanlı ordusuna yapılan baskın da neticesiz kaldı. Kat'î neticeyi üçüncü günkü muharebe gösterdi.

Üçüncü günkü muharebe, gün doğmasıyla başladı; plân mucibince Osmanlı cenahları mukavemet edememiş gibi geri çekildi, bu suretle merkez kolu düşmana karşı açık kalmış olduğundan düşman buraya şiddetle hücum etti; yeniçeriler müthiş surette karşı koydular ve yine plân mucibince merkez kuvvetleri de yavaş yavaş geri alınıyordu; işte bu sırada sağ ve soldaki Osmanlı kuvvetleri merkeze girmiş olan düşman kuvvetlerini yandan ve geriden sarmağa başladılar; bu sırada Turahan Bey'in bulunduğu sağ cenah Osmanlı mukabil taarruzunun merkezini teşkil ediyordu; çünkü Osmanlıların sol kolu ile harb etmekte olan Jan Hunyad'ın sağ cenahını Turahan Bey kuvvetleri çevirmekte idi. Düşman çevrildiğini anladığından ümitsiz harb ediyordu.

İşte bu sırada Vezir-i âzam Çandarlızade Halil Paşa'nın delâleti ve birtakım vaidlerle Eflâk prensi ele alındığından tam bu mühim anda Eflâk kuvvetlerinin Haçlı ordusundan ayrılmasıyla düşman bütün bütün sarsıldı. Zaten önden ve geriden hücuma uğramış olan haçlılarda panik başladı; bununla beraber bir dereceye kadar geri çekilerek asıl siperlerine girebildiler; Hunyad, kumandanlarını toplayarak görüştü. Almanlarla topçulara Murad karargâhının karşısına gitmelerini emretti ve kendisi de gizlice ordugâhtan çıkarak seçkin süvarileriyle beraber gece yarısı kaçtı.

19 Ekim'de, muharebenin üçüncü günü Türkler Hunyad'ın tahkim etmiş olduğu ordu merkezine hücum ettiler, Almanlarla Bohemyalılar kendilerini müdafaa ettilerse de Türklere meydan okuyan başkumandanları Jan Hunyad gece kaçmış olduğundan dağıldılar; düşmandan pek azı kurtuldu; düşman zayiatı on yedi bin kadardı; bunların arasında Macar asilzadeleri de vardı. Hammer, üç gün süren bu müthiş muharebede Türk ordusunun zayiatı kırk bin olduğunu yazıyor ise de pek mübalağalı olduğu meydandadır; Halkondil ise bunu dört bin göstermektedir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !